#76 · Konu Sahibi
26.09.2026 21:59 · düzenlendi 27.09.2026 14:47
Bilirsin ki herkes gitmeleriyle meşhurdur. Bak işte, yine kendimle ve içimdeki o derin sessizlikle baş başayım. Ben yeniden yazıyorum; yorgunluklarımı yazıyorum, yarınsızlığı, yarım bıraktığımız o neşemizi, geç gelen farkındalığın acısını ve pişmanlıklarımı yazıyorum. Elimden başka da bir iş gelmez, bunu en iyi sen biliyorsun. Orada kimse olmasa bile, sen orada bulunmasan bile bir gün bunların sana ulaşacağını biliyorum. Bazen bir şeyleri mahvetmenin en kestirme yolu, tüm gücünle o şeye sarılmaktır. Ben de sadece senin ismine, seninle kurduğum o hayallere sarıldım. Bazen seni çok sevdiğimi söylerken aslında anlatmak istediğim şey sevgiden de fazlasıydı. Çünkü insan en çok, onsuz bir gelecek hayal edemediği kişiyi kaybetmekten korkar. Gelecekle ilgili kurduğum her hayalin içinde sen vardın. Gittiğimiz yerlerde, kurduğumuz evde, yaşadığımız tüm anılarda hep seninle olduğumu düşünürdüm. Belki bu yüzden seni kaybetme ihtimali aklıma geldiğinde içimde tarif edemediğim bir korku ve endişe büyürdü ama bunu sana anlatamazdım. Ben kusursuz bir ilişki istemedim hiç, tartışsak da, küssek de, yorulsak da günün sonunda yine birbirimize dönebilmeyi istedim. Çünkü bazı insanlar sadece sevilmez, aynı zamanda ömür boyu yanında kalsın istenir. Sen benim için tam olarak öyle birisiydin. Bu yüzden her sustuğunda biraz daha alttan aldım, her kırdığında kendime başka bir bahane buldum. "Sen kal" diye söylemem gerekenleri sustum. "gitme" diye hep kendimden eksildim. Ama sonra acı bir gerçekle yüzleştim, Sen çoktan gitmişsin aslında birtanem, ben yalnızca bunu kabullenmeye geç kalmışım. Aramak, mesaj atmak yada bana zaman ayırmak istememiş olabilirsin son zamanlarda canın sağolsun.Çok meşgul değildin hayır, imkânın da yok değildi. Sadece bir kere bile olsa düzelten taraf olmak istemedin. Benim senin için göze aldığım hiçbir mücadelede yanımda durmadın. Girdiğimiz hiçbir savaşta elimi tutmadın, "bizim için" bir kere bile taşın altına elini koymadın. Birlikte yürüyeceğimiz yollarda ben tek başıma koştum, sen ise ilk yokuşta arkana bile bakmadan "yoruldum" deyip çekip gitmeyi seçtin. Ne olurdu bir kerecik gerçekten gelseydin? Belki de yarım kalan her şey tamamlanır, içimizde ukde kalan ne varsa yerini huzura bırakırdı. Tüm bu kavgalar son bulurdu. Ama sen kalmayı değil, kolayca vazgeçmeyi, çabalamayı değil, gitmeyi seçtin. Ben giderken değil, yerimi kimse dolduramadığında anlayacaksın bazı şeyleri. Çünkü ben seni herkesin sevdiği o yüzeysel halinle değil, kimseye göstermediğin o kırık yerlerinle sevdim. Sustuğunda bekledim, uzaklaştığında peşinden değil, kalbinin ardından yürüdüm. Sen bunu öylesine bir sevgi sandın belki, oysa ben senden vazgeçmemek için her gün kendimle savaştım. Bir gün başka biri gelecek hayatına. Sana güzel sözler söyleyecek, elini tutacak, belki seni benden daha çok güldürecek. Ama bir akşam, hiçbir sebep yokken beni hatırlayacaksın. Sokağın başına çıktığında oturduğum o kaldırım alay edecek seninle. Çünkü insan her gideni özlemez, bir daha kendisini öyle hesapsız, öyle karşılıksız sevecek birini bulamayınca geride kimi bıraktığını anlar. Beni sevmediğini, bizim için hiç savaşmadığını kabullenmek içimi yaksa da, ben sana verdiğim değerin ve sevgimin arkasındayım. Bak Doğum günüm yine geldi çattı. Hiçbir zaman kutlayamadığım gün. Bu günde benim içimdeki tek sessizlik sen olacaksın. Hiçbir zaman yanımda olup kutlayamadığın, bir kere bile sarılamadığın bu doğum günümün tek dileği, mumları üflerken aklımdan geçecek tek şey yine sen olacaksın kartanem... Umarım bir gün, bir yerde, o çok sevdiğin adama neler yaşattığını hissettiğinde için sızlar ve geç olmadan doğru adımı atarsın. Seni seviyorum